Gürcistan-Acara Notları-3

Batum- Acara Bölgesi ilkin 11. Yüzyılda Selçukluların denetimine girer, 13. Yüzyılda ise Anadolu Selçuklularının nüfuzu söz konusu olur. Bölge, Gürcü prenslikleri, daha sonra İlhanlı-Moğol idaresine dahil olur.

Batum- Acara Bölgesi ilkin 11. Yüzyılda Selçukluların denetimine girer, 13. Yüzyılda ise Anadolu Selçuklularının nüfuzu söz konusu olur. Bölge, Gürcü prenslikleri, daha sonra İlhanlı-Moğol idaresine dahil olur. 14. Yüzyıl sonlarında Timur'un oğlu Miran Şah'ın Sultaniye merkezli idaresine bağlanır. 15. Yüzyılda ise Akkoyunlu Uzun Hasan'ın harac-güzarı olur.
Batum-Acara bölgesi, 16. Yüzyılın son çeyreğinde tamamen Osmanlı devletine bağlanır, 1578'de Çıldır eyaletinin parçası haline gelir. ( Bkz. Gürcistan Seferi, Yazma Eser, Taksim Atatürk Kitaplığı Yazm. Bel. Yz. 118; Şecaatnâme, Yazma, Topkapı Sarayı Yazmaları, R. 1301) Bu tarihte başlayan Osmanlı egemenliği Osmanlı-Rus harplerinin yol açtığı kısa süreli kesintilere rağmen 1878'e 1293 Osmanlı-Rus Harbine kadar sürer. Bölge Osmanlı idaresine geçtikten sonra Batum- Acara ve çevre bölgeler tümü ile Müslümanlaşır.

1878'de Harp sonrasında, Batum çevresi Kars ve Ardahan'la birlikte Ayastefanos ve Berlin Anlaşmaları ile Rus işgali altına girer. Bu süreçte yöredeki Müslümanların önemli bir kısmı Osmanlı'nın kalan komşu topraklarına göç eder. Birinci Cihan Harbi (Harb-i Umumi) esnasında Rusya'da Çarlık idaresinin devrilmesi ile neticelenen Bolşevik devriminden sonra, Rusya savaştan çekilir. Rus Orduları Van ve Bitlis'e kadar işgal etmiş olduğu Osmalı topraklarından çekildiği gibi Kafkasya ve Azerbaycan bölgesinden de çekilir. Batum ve çevresi Brest Litovsk anlaşması gereğince Osmanlılara bırakılır. Ancak, 1918'deki Mondros Mütarekesi sonrasında İngilizlerin denetimine girer. Buna rağmen 1920'de TBMM Birinci devresinde Batum da meb'uslarıyla temsil edilir.1921 yılı başlarında Batum ve çevresinin kontrolü Kars ve Artvin ile birlikte tekrar Türkiye'nin eline geçer.

16 Mart 1921'de Türkiye (TBMM) ile Bolşevik Sovyet Rusya arasında Moskova Anlaşması imzalanır. Bu anlaşma ile Batum ve çevresi Gürcistan'ı tekrar işgal etmiş olan Sovyet Rusya'ya terk edilir. Karşılığında ise Sovyet Rusya TBMM hükümetine İstiklâl Harbinde para ve silah yardımı taahhüd eder. (Bkz. Traite Entre La Turquie Et La Russie Signé A Moscou Le 16 Mars 1921; Ankara)

13 Ekim 921'de ise, TBMM hükümeti ile, Sovyetler bünyesinde kurulan, Ermenistan, Azerbaycan ve Gürcistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri arasında Moskova Anlaşması esas alınarak, Kars anlaşması imzalanır. Kazım Karabekir riyasetindeki bu heyet tarafından imzalanan bu anlaşma ile Sovyetlerle olan sınır tümü ile belirlenmiş olur. Bu anlaşmanın dördüncü maddesi ile Batum ve çevresi Sarp Köyü Gedis Mata ve Şavşat dağları sınır kabul edilerek Gürcistan'a bırakılır. Beşinci ve Altıncı Maddede ise, Azerbaycan'a bağlı muhtar/özerk bir bölge kabul edilen Nahcivan'la; Gürcistan'a bırakılan Batum ve çevresine ilişkin Türkiye hükümetinin hakları da belirlenir.

Altıncı Madde ile Nahcivan ve Batum-Acara bölgesinin muhtariyet şartları ve Türkiye'nin hakları şu şekilde ifade edilir:
Altıncı Madde:

Türkiye, evvelâ- işbu maddede tahsis ve tâyin olunan mahaller ahâlisi, her cemaatin dînî ve harsî hukukunu te'min edecek bir muhtâriyet-i idâriyeye nâil olmak ve mezkûr mahallere ahâlinin arzularına muvâfık bir usul-i tasarruf-i arâzi idhâline imkân bahş etmek. Sâniyen, Batum limanı tarîkiyle Türkiye'ye idhal veya Türkiye'den ihrâc olunacak bilcümle mevâdd ile eşyâ-yı ticâriyenin gümrük resmine tâbi tutulmayarak bila müşkilât ve mevâni' bilcümle rusûm ve tekâliften muâf olarak serbest bir sûretde imrârı hakkı, her nev'i masârıf-ı husûsiyeden müstesna olarak Batum limanından istifâde hakkıyla birlikde Türkiye'ye te'min edilmek şartıyla Batum liman ve şehrinin ve işbu muahedenin dördüncü maddesinde gösterilen hudûdun şimâlinde bulunan ve Batum livâsına âit olan arâzinin hakk-ı metbûiyetini Gürcistan'a terke rızâ gösterir.

Bu maddenin tatbiki için işbu muahedenin imzasını müteâkib derhal alakadar tarafların mümessillerinden mürekkeb bir komisyon teşkil edilecektir.” (Bkz. Kars Muahedenâmesi: Türkiye- Ermenistan, Azerbaycan ve Gürcistan Hükümetleri Arasında Kars'ta 13 Teşrîn-i Evvel, 1337-1921 Tarihinde Akd ve İmza Edilmiştir, Ankara)

Anlaşmanın müteakip 7. Ve 8. maddeleri, 6. Maddeye tabi olan Gürcistan-Türkiye sınırındaki ahalinin hududun iki tarafına geçişlerinin, yazlık ve kışlık arazilerde hayvanlarını otlatmak için sıhhi kontrol şartı ile geçişlerinin kolaylaştırılmasına ilişkin şartların/nizamnamenin kurulacak komisyonca belirlenmesi şarta bağlanmıştır.

Hem Moskova Anlaşması, hem de Kars anlaşması yürürlükte olmasına karşın 1920'lerde Sovyetlerde Stalin'in idareyi ele alıp, koca bir ülkeyi demir perde haline getirmesi, Türkiye'de ise 1923'te kurulan yeni cumhuriyetin birbiri ardına inkılaplar adıyla gerçekleştirilen jakoben reformlar ile anlaşmanın bu maddeleri işlemez hale gelir. Özellikle Dini ve harsi (kültürel) hakların korunmasını temin edecek muhtariyet maddesi, hem Sovyetlerdeki Stalinist uygulamalar hem de Türkiye'deki din karşıtı, Dini müesseseleri adeta yok eden inkılaplar dolayısıyla hiçbir şekilde uygulanamaz.

Bunun neticesinde, zaten göçlerle Batum-Acara bölgesinde bir hayli azalmaya yüz tutan Müslüman nüfus, Sovyet-Komünizm dönemindeki ateistleştirmeyi hedefleyen dine karşı ağır uygulamalar ile karşı karşıya kalmış, yeni kuşaklarda dine bağlılık bir hayli gevşemiştir. Bugün Gürcistan tüm nüfusunun yaklaşık %12'si Müslümanlardan oluşmakta, Batum'da ise Müslüman nüfusun oranı %40'lara çıkmaktadır. Buna rağmen Müslüman nüfus, özellikle Müslüman Gürcüler dini özgürlüklerinden önemli oranda mahrum hale getirilmişlerdir. 1991'de Sovyetler Birliğinin dağılıp, Gürcistan'ın bağımsız olmasının ardından Sovyet dönemindeki Din'e yönelik kısıtlamalar kaldırılmış, anca bu özgürlükler büyük oranda Müslümanları, özellikle Müslüman Gürcüleri kapsamamıştır. Oysa ki yukarıda alıntıladığımız Kars anlaşmasının 6. Maddesi dini özgürlüklerin, hak ve hukukun teminat altına alınmasını şart koşmakta ve bu konuda Türkiye'yi de hâmi/garantör kılmaktadır. Anlaşma, Sovyetlerin ve Türkiye Cumhuriyetinin rejim yapıları dolayısıyla uzun süre uygulanamazsa da, halen Ermenistan dışında tüm taraflar bu anlaşmayı yürürlükte kabul etmektedir. Gürcistan hükümeti, Gürcü Ortodoks Kilisesinin de etkisiyle, yazı dizimizin ilk bölümünde de belirttiğimiz gibi Müslüman Gürcülerin, Dini ve kültürel haklarına riâyet etmeyip, kısıtlamalara maruz bırakmakta, üstelik propaganda ve baskıya dayanan planlı bir Hristiyanlaştırma programı yürütmektedir.

Türkiye'de ise, din karşıtı, dini müsesseleri neredeyse tümü ile yasaklayan inkılaplarla özdeşleşen tek-parti devrinin uygulamaları ile, Türkiye sınırlarındaki veya Türkiye sınırlarına göç etmiş Gürcü nüfusta da dindarlık anlamında benzeri bir zaaf oluşmuştur. Gürcü nüfusun yoğunluklu yaşadığı Artvin ili ile, yine Gürcülerin yaşadığı, Ordu'nun Ünye ve Fatsa ilçeleri ve Samsun'un bazı kasabalarında 40'lı yıllardan itibaren CHP'nin/ İsmet Paşacılığın etkili olması, Gürcü toplulukları arasında revaç bulması, 60'lı yıllardan itibaren ise Gürcü nüfus yoğunluklu bu yörelerde Marxist solun yükselişe geçmesi, hatta, 70'li yıllarda Fatsa ve Artvin gibi merkezlerin solun, Marxist solun kalesi konumuna gelmiş olması, adı geçen yörelerdeki Gürcülerin dindarlığına, İslam dinine bağlılığına bir hayli darbe vurmuştur. Sonuçta, dinden uzak, seküler bir yapı ön almış, dolayısıyle, Türkiye'deki Gürcüleri Müslümanlıktan koparma hristiyanlaştırma faaliyet ve propagandalarına elverişli bir zeminin oluşmasına meydan vermiştir. Bu şekilde, Gürcü kimliğinden yola çıkılarak, gerçekleştirilen Hristiyanlaştırma faaliyetleri, sadece Gürcistan-Acara'daki Müslüman Gürcüleri kapsamamakta, Türkiye'de yukarıda belirttiğim sebeplerle Dindarlıkları, Din'le bağları bir zayıflamış Gürcüleri de içine almaktadır

Tüm bunlara karşın Türkiye, diplomatik zemin ve kanallar üzerinden, Gürcistan'la olan ilişkilerinde başından beri söz ettiğim hususları ve sorunları göz önünde bulundurmalıdır. Türkiye, yürürlükteki Kars Anlaşmasının 6. 7. Ve 8. Maddeleri gereğince sağladığı ekonomik ve ticari haklarının yanı sıra, Batum-Acara Müslümanlarının Dini ve kültürel hukukunun da muhafazasına çalışmalıdır.

  • 15/08/2015
  • 681

კომენტარები

განაახლეთ

სტატიები

REZO AZİZ MİKELADZE

ისე ვცხოვრობთ, თითქოს არასოდეს ველით სიკვდილს

Müfit YÜKSEL

Gürcistan-Batum notları-2

Müfit YÜKSEL

Gürcistan-Batum notları-1

REZO AZİZ MİKELADZE

Cemaat ve Cami

Müfit YÜKSEL

KAFKASLARDAKİ SAVAŞ GÜRCİSTAN VE TÜRKİYE

REZO AZİZ MİKELADZE

Hatim Duası

REZO AZİZ MİKELADZE

Dünya Barışı için Dinin Önemi

REZO AZİZ MİKELADZE

İtidalin önemi

Müfit YÜKSEL

Gürcistan-Acara Notları-1

Müfit Yüksel

Gürcistan-Acara Notları-3

REZO AZİZ MİKELADZE

Lanetli bu köy!

REZO AZİZ MİKELADZE

Ölçünün temel birimi: Doğru yol!

REZO AZİZ MİKELADZE

İnanç konuşma ve davranış setleri

Hüseyin Öztürk

Osmanlı Gürcistan’ı

Muhammet Yunus KAYA

Gürcistan'a Yönelik Bir Gönül Hizmeti

Muhammet Yunus KAYA

GÜRCİSTAN MÜSLÜMANLARI

Davut DURSUN

Batum ey Batum!

Müfit YÜKSEL

KAFKASLARDAKİ SAVAŞ VE TÜRKİYE

REZO AZİZ MİKELADZE

KUTLU DOĞUM

Nusret Çiçek

Savaşanlarla savaştıranlar

Davut DURSUN

Kafkasyada iki önmeli merkez: Bakü ve Batum


HUTBEMedine'den Canlı YayınKabe'den Canlı Yayın
ლოცვის დროს ბათუმში 21.11.2017
ცისკარი მზე ლანჩი დღის მეორე ნახევარში საღამო ღამ.ლოცვა