Gürcistan'a Yönelik Bir Gönül Hizmeti

M. Yunus KAYA

Altınoluk: Önce Gürcüstan müslümanları ile neden bu kadar ilgili olduğunuzu sormak istiyoruz.

Muhammed Yunus Kaya: Bunda benim de Gürcü asıllı olmamın büyük rolü var. Bizim ailemiz, 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı (93 Harbi) sonrasında başlayan muhaceret döneminde Batum’dan Amasya’ya göç etmiş. Sadece bizim ailemizde değil, bizim gibi olan herkesin yüreğinde, büyük bir memleket hasreti yanar… 1991’de, o zamanki Sovyetler Birliği (SSCB) dağıldığında, SSCB’ni oluşturan cumhuriyetler içerisinde ilk olarak Gürcüstan ….. tarihinde bağımsızlığını ilan etti ve bu bağımsızlığı dünyada ilk tanıyan ülke ise Türkiye’dir. Bu husus, Türkiye’de yaşayan Gürcülerde büyük bir memnuniyet yarattı. Zaten, 1989 yılında Sarp sınır kapısının açılması ile 70 yıl boyunca hür dünyaya kapalı bulunan Sovyetler Birliği’ne serbest gidiş-gelişler ve medyada o ülkelerle ilgili haberlerde belirgin bir artış başlamıştı… İşte o sırada, bir gazetede okuduğum Gürcüstan müslümanları ile ilgili bir haber benim dikkatimi çekti ve gidip haberi yazan gazeteci ile tanıştım. Bu gazeteci, bugün hala bize olan yakın ilgisini ve desteğini sürdüren Ramazan Aydın’dı. Ramazan Aydın’la yaptığımız sohbette, onun anlattıkları kafamın ve kalbimin her tarafını doldurmuştu. Gerek Gürcüstan’la ilgili gözlemleri, siyasi ve ekonomik meselelerini tahlil edişi; gerekse, oradaki müslümanların sorunları ile ilgili görüşleri beni heyecanlandırıyor, içimde, bir şeyler yapma arzusu kuvvetleniyordu. İşte, bizim Gürcüstan müslümanlarına yönelik çalışmalarımızın hikayesi böyle başladı. Yani biz, kendi aslımızın ve imanımızın gereği ne ise onu yapıyoruz.

Altınoluk: Çalışmalar zaman içinde nasıl bir seyir takip etti?

M.Y. KAYA: Önce, tarihte Türklerle hiçbir kemikleşmiş problemi bulunmayan ve bugün de ilişkilerimizin en iyi olduğu doğu komşumuz Gürcüstan’da bir Müslüman azınlığın bulunduğunu Türk kamuoyuna anlatmak için, oradan ülkemize gelen önemli misafirlerimizle haber ve röportaj faaliyetleri yaptık. Oradan gelenler, özellikle dini ihtiyaçlarını temin etmekteki zorluklardan yakınıyorlardı.

Altınoluk: Bu yakınmalarda en çok şikayet konuları nelerdi?

M.Y. KAYA: Öncelikle, dini bilgiler bakımından yetersiz olduklarının farkındaydılar. En basit seviyede bile, Müslümanca bir günlük hayatın nasıl yaşanması gerektiğini bilmiyorlardı. Dini konularda bilgi alabilecekleri yetişmiş bilginleri, okuyabilecekleri tek bir tane dahi Gürcüce dini kitapları yoktu. İbadetlerini düzenli yapabilecekleri camileri de yoktu o zaman… Kısacası, din konusunda A’dan Z’ye her şeye ihtiyaçları vardı.

Altınoluk: Peki, onların bu gibi sorunları ile ilgilenen başka kimse var mıydı?

M.Y. KAYA: Gürcüstan’a gidip-gelenlerden bazı kimseler oradaki Müslümanların sıkıntılarını görüyor ve bazı münferit teşebbüsler de vardı tabii. Ama, bunların bir düzeni ve sürekliliğinin bulunduğunu söylemek zordur. Çünkü, basit bir-iki gözleme dayalı kararlarla, ufak tefek bazı hizmetler yapanlar da var… Ancak, medyadan izlediğimiz kadarı ile, daha çok kültürel, ekonomik ve siyasi konularda münasebetler belirgin bir şekilde gelişirken, oradaki müslümanların sorunları ile düzenli olarak ilgilenen hiç kimse yok.

Müslüman Çocuklarına

Papazlardan Din Dersi

Altınoluk: Bildiğimiz kadarı ile Gürcüstan’da din özgürlüğü var. O halde müslümanların sorunu nerden kaynaklanıyor?

M.Y. KAYA: Yakın zamana kadar, Gürcüstan’da bırakın kurumsal yapıyı, 54 farz seviyesinde dahi İslamiyeti bilen kimse yoktu! Öyle ki, bugün Gürcüstan’da, 11. sınıfa kadar eğitim veren tüm okullarda din derslerine, kiliselerde görevli Papazlar derslere girmektedir. Bu durum, Müslüman ailelerin çocuklarının okuduğu okullarda da böyledir. Ne yazık ki, orada bu okullarda din dersi verecek Müslüman din görevlileri yoktur.

Altınoluk: Gürcüler ne zaman müslüman oldular?

M.Y. KAYA: Tarihi kayıtlara bakılırsa, Gürcülerle Müslümanların ilk karşılaşmaları, Hz. Osman dönemine dayanmaktadır. 645-46 yıllarında, İslam komutanlarından Habip bin Mesleme’nin Tiflis üzerine yürümesi ile başlayan temaslar, zaman zaman devam etmişse de, 16. yüzyıla kadar Gürcülerde bir Müslüman cemaatin oluştuğuna dair bilgimiz yoktur. Ancak, Batı Gürcüstan’ın ve Batum bölgesinin Osmanlı Devleti tarafından fethedilmesinden sonra, bu bölgelerde halkın kitleler halinde Müslüman olduğu biliniyor. Burada ilginç bir ayrıntıya da dikkat çekmek lazım: 1991’e kadar Gürcü dilinde basılmış hiçbir İslami dini kitap yoktur. Bu anlamda, o zaman Artvin-Murgul Müftüsü olan Ahmet Erdem tarafından yazılan ve İhlas Vakfı tarafından bastırılan Namaz Hocası kitabı tarihte bir ilktir.

Altınoluk: Bu arada, bugüne kadar yapılan çalışmaları özetleyebilir misiniz?

M.Y. KAYA: Daha önce de belirttiğim gibi, önce kamuoyumuzu, Gürcüstan Müslümanlarından ve onların acil ihtiyaçlarından haberdar etmek için, çeşitli gazete, TV ve radyolarda haber ve ropörtajlar yayınlanmasına çaba sarfettik. Sonra da, önce din eğitimi için, Gürcüstan’dan öğrenci getirmek amacı ile Diyanet İşleri Başkanlığı nezdinde girişimlerde bulunduk. Nitekim bu şekilde şimdiye kadar 200 kadar öğrenciye Türkiye’de Türkçe ve din eğitimi aldırılmıştır. Bu öğrencilerin 60 kadarı, yabancılar için açılmakta olan üniversite sınavlarını kazandılar ve çeşitli fakültelerden mezun olarak ülkelerine döndüler. Öte yandan, Namaz Hocası’ndan Cep İlmihali’ne, çeşitli çocuk kitaplarından hadis kitaplarına kadar, 30 kadar kitap yayınladık. Bu kitaplar, toplam 1 milyon adet basılmış ve tamamı ücretsiz olarak Gürcüstan Müslümanlarına dağıtılmıştır.

Altınoluk: Bir de, son günlerde gazetelerde yayınlanan “Gürcüce Kur’an-ı Kerim Meali” çalışması var. Bu konuda neler söyleyeceksiniz?

M.Y. KAYA: Bugüne kadar, Müslüman bilim adamları tarafından hazırlanmış bir Gürcüce Kur’an-ı Kerim Meali yok. Elimizde, 1906 yılında Tiflis’te yayınlanmış bir Kur’an Meali var. Üzerinde, Fransızcadan Rusçaya çevrilen bir nüshadan, bazı akademisyenler ve Papazlar tarafından Gürcüceye tercüme edildiği belirtilen “Kurani” adlı bu meal, ne yazık ki pek çok hata ile malul bulunmaktadır. Bu nedenle, 12 yıl içinde 30 kitap yayınlayarak kazandığımız deneyimimizle, şimdi Türkçe orijinalinden doğrudan Gürcüceye çevirerek, yeni bir meal hazırlamak için ciddi bir çalışma başlattık. Gürcüstan’dan ve Türkiye’den, din alimi ve dil uzmanlarından, toplam 15 kişiyi bulan iki ayrı heyet oluşturduk. Birkaç aydır bu heyetler çalışmaktadırlar. İlk örnek olarak “Amme Cüzü”nün tercümesi tamamlandı. Bunun üzerinde, meal usulü ve tercüme tekniği bakımından uygunluk incelemeleri tamamlanmak üzeredir. Böylece, çalışmanın nasıl yürütüleceği ortaya çıkacaktır.

Altınoluk: Meal ne zaman tamamlanacak? Bu çalışmanın maliyeti konusunda bilgi verir misiniz?

M.Y. KAYA: Mealin tercüme ve yazım çalışmalarının bir-bir buçuk yıl içinde tamamlanabileceğini umuyoruz. Bunun için, ayda 3 ila 4 bin dolar gibi bir harcama yapılıyor. Tercüme ve yazım çalışmalarından sonra, hazırlanan Gürcüce Kur’an-ı Kerim Meali’nin taslağı ciddi bir redaksiyondan geçirilecek ve Allah nasib ederse, 10 bin adet basılacak. Ancak, henüz bunun için ihtiyaç bulunan yeterli mali finansman konusunda eksiklerimiz bulunuyor. Bu bakımdan, Gürcüce Kur’an-ı Kerim Meali projemizi, öncelikle konuyla ilgileneceğini ve destek verebileceklerini ümid ettiğimiz kişi ve kuruluşlara arz ederek tanıtmaya devam edeceğiz.

Altınoluk: Son olarak, şu an içinde bulunduğumuz bu mekandan ve mekanla çalışmalarınızın arasındaki ilgiden bahseder misiniz?

M.Y. KAYA: Bu mekan, zamanında Sultan Abdülmecid’in, Sultan Abdülhamid’in ve Dahiliye Nazırı Memduh Paşa’nın feyiz alıp himaye ettikleri tarihi bir dergahtır. Son devirde Ahıskalı Ali Haydar Efendi, sonrasında Osman Nuri Efendi ve devlet adamı Osman Saraç’ın hizmet gördükleri bu yer, her kesimden insanın fikren ve kalben eğitildiği, bilhassa devlet ricali ve ulema’nın feyizyab oldukları bir ilim ve terbiye ocağıdır. Bilindiği gibi, Mahmud Sami Efendi Hazretleri de, Ali Haydar Efendi Hazretleri’nin çağdaşı ve çok muhabbet duyduğu yakın dostudur. Hatta, Ali Haydar Efendi’nin cenaze namazını, vasiyeti üzerine Sami Efendi kıldırmıştır. 1960’tan itibaren Camii olan mekan, semtinin tarihi ve tabiat dokusu bozulmadan kalmış birkaç yerinden biridir. Çalışmalarımızda bizler buradan ilham ve feyiz alıyoruz. 1999’dan itibaren bir dernek çatısı altında yürüttüğümüz bu çalışmalarımızla, dergahın son şeyhi Ahıskalı Ali Haydar Efendi Hazretleri’nin doğup büyüdüğü diyarlara, zamanındaki Sovyet rejimi sebebiyle götüremediği ilim ışığını götürerek, ruhunu şad etmeye çalışıyoruz.

  • 30/01/2015
  • 913

კომენტარები

განაახლეთ

სტატიები

REZO AZİZ MİKELADZE

ისე ვცხოვრობთ, თითქოს არასოდეს ველით სიკვდილს

Müfit YÜKSEL

Gürcistan-Batum notları-2

Müfit YÜKSEL

Gürcistan-Batum notları-1

REZO AZİZ MİKELADZE

Cemaat ve Cami

Müfit YÜKSEL

KAFKASLARDAKİ SAVAŞ GÜRCİSTAN VE TÜRKİYE

REZO AZİZ MİKELADZE

Hatim Duası

REZO AZİZ MİKELADZE

Dünya Barışı için Dinin Önemi

REZO AZİZ MİKELADZE

İtidalin önemi

Müfit YÜKSEL

Gürcistan-Acara Notları-1

Müfit Yüksel

Gürcistan-Acara Notları-3

REZO AZİZ MİKELADZE

Lanetli bu köy!

REZO AZİZ MİKELADZE

Ölçünün temel birimi: Doğru yol!

REZO AZİZ MİKELADZE

İnanç konuşma ve davranış setleri

Hüseyin Öztürk

Osmanlı Gürcistan’ı

Muhammet Yunus KAYA

Gürcistan'a Yönelik Bir Gönül Hizmeti

Muhammet Yunus KAYA

GÜRCİSTAN MÜSLÜMANLARI

Davut DURSUN

Batum ey Batum!

Müfit YÜKSEL

KAFKASLARDAKİ SAVAŞ VE TÜRKİYE

REZO AZİZ MİKELADZE

KUTLU DOĞUM

Nusret Çiçek

Savaşanlarla savaştıranlar

Davut DURSUN

Kafkasyada iki önmeli merkez: Bakü ve Batum


HUTBEMedine'den Canlı YayınKabe'den Canlı Yayın
ლოცვის დროს ბათუმში 20.11.2017
ცისკარი მზე ლანჩი დღის მეორე ნახევარში საღამო ღამ.ლოცვა